Siyasi gündem hareketli. Saatlerle değil, dakikalarla yarışıyoruz.

Ülke genelindeki siyaset ittifak görüşmelerine kilitlenmiş durumda.

Bursa genelinde ise iş Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında iddialarla ilgili söylemleri dinliyoruz. Her adayı destekleyenler kendi aralarında bir yol haritası oluşturup, halktan daha fazla oy alabilme adına konuşuyorlar.

AK Parti çevresinde Alinur Aktaş’la ilgili “Bursalı değil” kampanyasına devam ediliyor. Geçtiğimiz günlerde yazmıştım. Yine tekrar ediyorum. İnegöl Bursa’nın bir ilçesidir. Bu ilçede dünyaya gelenlerinde nüfus kağıtlarında Bursa yazmaktadır. Asıl, şikayet edilecek olan bana göre her seçim öncesinde hemşeri derneklerinin ortaya çıkıp, “benim istediğim kişiyi aday gösterin!” şeklindeki baskılara karşı siyasi direniştir.

Ben, her seçim öncesinde aynı konularla ilgili yazılar yazıyorum. Aslında bu kez sizlere 1980’li yıllardan bir örnek vermek istedim. 1989 mahalli seçimleri yapılacak. O dönemde herkes Anavatan Partisi’nin Bursa’da seçimleri kazanacağına inanıyor. Parti ise, mevcut Başkan Ekrem Barışık’ın yerine bir başka adayla seçime girme kararı aldı. Sağ görüşlü, muhafazakar seçmen rotasını hemen Doğru Yol Partisi’ne çevirdi. Bunu gören hemşeri dernekleri DYP binasında kuyruklar oluşturdu. Bir tanesi (Kimse kusura bakmasın, mikro milliyetçilik değil ama olan bir olayı hatırlatıyorum) Artvinli. Adliyede görev yaptı. Emekli oldu. Yanına Bursa’da kurulan birkaç tane Artvin’in ilçe ve köy dernekleriyle ilgili kişileri almış. Ellerinde dernek üyeleriyle ailelerinin sayıları gösteren bir de hesap cetveli var.

Dönemin milletvekili Rahmetli Abdülkadir Cenkçiler’in Tahıl Hanında bulunan işyerine gelmişler.

Biz Arvinliyiz. Bursa’daki sayımız 350 bin kişi. (O dönemdeki iddia ettikleri nüfus) Bu kişilerin yaklaşık 120 bin tanesi seçmen. Emekli savcımızı aday gösterirseniz biz de sizin partinize oy vereceğiz.”

İyi güzel teklif. O dönemde zaten 120 bin oy toplayan kişi Bursa’daki bütün belediye başkanlıklarını kazanma şansına sahip.

Cenkçiler, uzun yıllar siyaset yapmış birisi. Gelen vatandaşları sabırla dinledi. Bende yanında idim. Bursa ile ilgili bir konuda haber yapmak için onunla görüşmeye gitmiştim. Kalabalık gelenlerde iyi bir haberdi. Yani, haber ayağımıza gelmişti.

Görüşmeler yapıldı. Söylenmesi gerekenler söylendi.

Cenkçiler, gelen vatandaşların hesap kitap yaptığı kağıdı eline aldı. Emekli savcıya Bursa’da gerçekten çok güzel hizmetler yaptığına dair sözler söyledi. Sonra da, “Sayın savcım, 120 bin oy çok ciddi bir rakam. Bu oyla, size parti falan lazım değil. Bağımsız aday olun. Seçimi garanti kazanırsınız. Siyasi partide bir hiyerarşi sistemi var. Siz, bürokrat olduğunuz için bu sistemi iyi bilirsiniz. Partili olursanız, mahalle delegesi, parti üyesi, yöneticisi, ilçe başkanı, il başkanı hep sizden bir şeyler ister. Sizin de yapılacak iş var, yapılmayacak iş var düşüncesiyle hareket ederek bu kişilerle aranızın bozulmasına gönlümüz razı olmaz. Gelin siz bağımsız aday olun. Kazanın. Bizlere hizmet edin. Partiyi boş verin….” Diye yol gönderdi.

Tabi, bu Artvin gurubu ve emekli savcı sadece Doğru Yol Partisi değil diğer partilerinde kapısını çaldı. Sonuçta, yapılan hemşeri söylemleri nedeniyle kendisine yer bulamadı.

Bugünlerde yine bölgesel aday ve hemşeri derneklerinin “başkan bizden olsun” diretmeleriyle karşı karşıyayız. Sanki, vatandaşların oy tercihi veya siyasi tercihi derneklerin tekelinde. Dernek kime oy verilmesini isterse, o hemşeriler itaat edip oy kullanacaklar. Yok böyle bir şey.

Sözün özü şu; dernekler siyaseti bırakıp dernekçilik yapsınlar. Tüzüklerinde yardımlaşma ve dayanışma yazan bir derneğin siyasetle ne alakası var ki? Geçen 24 Haziran seçimlerinde Bursa genelinde söylemem gerekirse siyasi partiler milletvekili listeleri hazırlanırken hemşeri derneklerinin isteklerine pek fazla itibar etmedi. Bu seçimlerde de ben siyaset yöneticilerinden böyle bir eylem bekliyorum. Eğer siyasette var olmak istiyorlarsa, hemşeri derneklerini siyasi partiye dönüştürsünler, yarışa girsinler. Neden mevcut olan partilere baskı yapıp hazıra konmak istiyorlar ki?..

Bugünlerde siyaset arenasında en fazla ilgili çeken ikinci olgu ise anketler. Özellikle yerel anketlerle genel olarak yapılan anketler arasındaki uçurum denilecek olan farklar. İsmi önemli değil bir belediye başkanı, kendisi bir firma ile anlaşıp paraları peşin ödenmesi koşuluyla bir anket yaptırmış. Sonuç; başkan seviliyor. Halkın yüzde 72’si başkanı destekliyor. Seçimde yüzde 60’ı koşulsuz oy verme taraftarı. Partinin oyu yüzde 27, başkanın şahsi oyu yüzde 60. İnanılacak gibi değil. Yukarıda yazdığım hemşeri olayına benziyor anket sonucu. Bu başkan, şemsiyesi altında seçime girdiği siyasi partiden daha fazla oy alıyor. Ama seçime bağımsız girme cesaretini gösteremiyor. Amacı, partisine baskı yaparak tekrar aday olmak.

Verilen mesaj çok açık. “Ben olursam kazanırız. Olmazsan kaybedersiniz…”

Parti bu düzmece anketi yerse tabi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hürol ışın 11 ay önce

süper kalemine sağlık

banner234

banner246