“Sayılı günler çabuk geçer” sözü boşuna söylenmemiş.

Yıllık iznimin ilk bölümü olan 2 haftalık süre, göz açıp kapayana kadar geçti.

İzne çıkmadan önce kendime şu sözü vermiştim.

“Bu iki haftada ne gazete okunacak; ne de televizyon açılacak.

Hele hele internete hiç girilmeyecek!”

İlk hafta gerçekten kendi dünyamla baş başa kaldım.

Ama o ikinci hafta!..

Verdiğim sözlerin hepsi havaya uçtu.

O içimde bir türlü bitmeyen gazetecilik dürtüsü yok mu?

Önce yavaş yavaş televizyon ve internetteki haberlere gözüm kaymaya başladı.

Bunu engelleyemeyince de…

Kendimi tekrar “ruhumu daraltan ülke gündeminin” içinde buldum.

***

Beklediğim ve fazla şaşırmadığım bir haber (Başbakan’ın görevi bırakması) dışında.

Yine hem canımı sıkan, hem de içimi acıtan haberleri izlemek ya da okumak zorunda kaldım.

Köşem izin vermeyeceği için bugün sadece benim için son derece “buruk” geçen “Anneler gününden” söz edeceğim.

Hayır hayır!..

Bu burukluk kendi annemle ilgili değil.

Onu tam 18 yıl önce kaybettim.

İçimde onunla ilgili burukluğun yerini başka şeyler aldı.

“Anneler günü” olmuş olmamış; fark etmiyor.

Zaten her gün içimde…

..Ve onunla beraber yaşıyorum.

***

Benim içimi acıtan, yüreğimi burkan.

..Ve de izlerken bile gözyaşlarına boğan olay başka.

Şu annelerin adlarını bir yere not edin.

Fatma Çalışkan, Elif Aktaş, Nazife Kılınç, Zeliha Uzun, Sultan Aydın, Saadet Deniz, Songül Çelik ve Selma Nazman…

Bu annelerin ilk beşi, en mutlu günlerinde evlatlarının “şehit haberleriyle” sarsıldılar.

İçlerinden tek “metin” olan Sultan Anne; “Oğlum şehit olarak en değerli anneler günü hediyesi verdi!..” diyebildi.

Ama ya diğerleri?

Acılarından, kahırlarından yerlere serildiler.

Gözyaşları sadece onlar için değil, bizler için de “sel” oldu.

***

Saadet Deniz,  Songül Çelik ve Selma Nazman.

Onlar da bambaşka bir fedakarlık örneği sergileyerek; “yılın anneleri” olmayı hak ettiler.

İki engelli evladı bulunan Saadet Anne’nin tek arzusu.

Beyin felci hastalığından yürüyemeyen, konuşamayan çocuklarının bir gün ona “anne!..” diyebilmeleri…

19 yaşındaki Abdullah’ın annesi Songül Çelik’in arzusu da aynı…

6 yıldır yatağından kıpırdayamayan oğlunun bir gün kendisine “anne!..” diye seslenebilmesi…

Ancak!..

Yıllardır zaten “onurların en büyüğünü” hak eden Selma Anne’nin fedakarlığı için kitap bile yazılabilir.

Düşünsenize.

Oğlu Mahmut 6 yaşında “beynindeki bir hasar” nedeniyle “bitkisel hayata” giriyor.

Ama Selma Anne bir gün bile umudunu kaybetmeyerek oğluna devamlı kitap okuyup, fizik tedavi uygulayarak yaşama tutunmasını sağlıyor.

Şu anda Mahmut 25 yaşında ve hem konuşuyor; hem de kitap okuyabiliyor.

***

Sizlerle izin sonrası bu ilk buluşmamıza içim biraz dolu olarak girdim.

O nedenle!..

Bir gün sonra da olsa, bu yukarda adlarını sıraladığım o mübarek annelerin şahsında tüm annelerin bu güzel günlerini bir kez daha kutlamak istiyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.