Amerika birleşik devletleri nin nasıl kurulduğunu özetleyeceğimiz bu yazıda. Kıta nın nasıl keşfedildiği az çok malumunuz, sonrasında ise Avrupa ülkelerinde ki kanun kaçaklarının, macera arayanların ve zengin olma peşinde gözlerini hırs bürümüş grupların göç ettiği yeni dünya. Türkiye nin aleyhine Ermeni yasa tasarısını kabul eden ülke. Tarih boyunca kendisine ait olmayan coğrafyalar üzerinde sayısız savaş ve çatışmanın mimarı olan ABD, kendi kanlı tarihini ve soykırımlarını unutmuş gibi görünüyor. Ama tarih unutmuyor. Bu kanlı tarihin sayfalarını açtığımızda, karşımıza ilk olarak Kızılderili katliamı çıkıyor. Kristof Kolomb’un 1492 tarihindeki keşfinden hemen sonra başlayan Kızılderili katliamı, yerli halkın tabi tutulduğu soykırımın adıdır. O tarihten 1886 yılına kadar süren katliamda, 70 milyon Kızılderili ortadan kaldırıldı.
70 milyon insanı gözü kırpmadan, 65 milyon bizonu da sırf kızılderi liler yiyor, yemesin aç kalsın diye öldüren ve Buffalo katili Buffalo Bill gibi bir hayvan katliamcısını ise sinemalarda kahraman olarak tüm dünya ya yutturmayı da kurnazca yediriyordu. Bir kanlı sistemi Tüm Dünyaya kendini demokrasi havarisi diye tanıtırken, kendisine karşı olan Her görüşü de da terörist olarak yaftalıyordu.

Asya’ya batıdan giden bir yol arayan Kristof Kolomb’un Karayibler’de karaya çıkmasından sadece beş yıl sonra 1497’de, İngiltere Kralı tarafından görevlendirilen Venedikli denizci John Cabot Newfoundland’a ayak bastı. Cabot’un seyahati, pek çabuk unutulmasına karşın, İngilizlerin ilerideki yıllarda Kuzey Amerika üzerinde hak iddia etmesine temel oluşturacaktı. Anılan seyahat aynı zamanda, George’s Banks sığlıklarının açıklarındaki zengin balık yuvalarının da yolunu açtı ve kısa bir süre sonra Avrupalı ve özellikle Portekizli balıkçılar düzenli olarak bölgeye gelmeye başladılar.

Aslında Kolomb kıta Amerika Birleşik Devletleri’ni hiç görmedi; ancak, kurulmasına yardım ettiği İspanyol sömürgeleri, Amerika Birleşik Devletleri kıtasında yapılan ilk keşif seyahatlerinin başlama noktası oldu. Bu seyahatlerden ilki 1513’te başladı ve Juan Ponce de Leon öncülüğündeki bir grub şimdiki St.Augustine kenti yakınlarında Florida kıyısında karaya çıktı. İspanyollar, 1522’de Meksika’nın fethedilmesi üzerine Batı Yarıküresi’ndeki konumlarını daha da güçlendirdiler. Bunları izleyen keşifler, “Yeni Dünya”ya yaptığı seyahatlere ilişkin yazıları büyük beğeniyle okunan İtalyan Amerigo Vespucci’ye atfen Amerika adı verilen topraklar konusunda Avrupalıların bildiklerine yeni katkılar yaptı. Asya’ya giden bir “Kuzeybatı Geçidi” keşfedilmesi umutları ancak bir yüzyıl sonra tümüyle yitirilecek olmakla birlikte, 1529’a gelindiğinde, Labrador’dan Tierra del Fuego’ya kadar uzanan Atlantik kıyılarının güvenilir haritaları çizilmişti.

ABD’nin Ortadoğu’ya ilgisi, kuruluşundan önce başlayan misyonerlik faaliyetlerine dayanmaktadır. Bu faaliyetler, I. Dünya Savaşı’na kadar ticari ve kültürel alanda, fazla bir gelişme göstermeden devam etmiştir. II. Dünya Savaşından sonra İngiltere’nin bölgeden çekilmesi ile tamamen bu bölgeye yerleşmiştir. ABD’nin Soğuk Savaş döneminde Ortadoğu politikası, başkanlarının adları ile anılan doktrinler çerçevesinde gerçekleşmiştir. ABD’nin Soğuk savaş döneminde Ortadoğu’daki muhtemel politikaları Sovyetler Birliği eksenli şekillenmiş ve Sovyetler Birliği Parçalandıktan sonra ise temel politikası ‘terörizmle mücadele’ şeklinde değişmiştir.

11 Eylül saldırıları sonucunda ABD’nin günümüze kadar geçerliliğini koruyan politikaları değişmiş ve Başkan Bush’un ‘Ya bizimlesiniz ya teröristlerle’ şeklindeki mesajı ile dünyayı adeta Soğuk Savaş dönemi gibi iki kutuplu bir şekle sokmuştur. Ardından gelen Afganistan ve Irak saldırıları ile terörizm ile mücadele dönemini başlatmış olduğu açıkça görülmüştür. Uluslararası siyasal sistemi temelinden sarsan bu olaylar ABD’nin uzun zamandan beri denetlemeye çalıştığı enerji kaynaklarına (petrol) da hâkim olmasını sağlamıştır. ABD sözde ‘demokratikleştirme, özgürleştirme’ sloganları ile girdiği Irak’ta halen varlığını devem ettirmekte ve uluslararası toplumda her alanda hegoman güç olduğunu kanıtlayana kadar da duracağa benzemektedir. ABD son zamanlarda da İran’ın nükleer santralleri konusunda tereddütlü olduğunu uluslararası topluma açıklaması akla “Afganistan ve Irak’tan sonra İran’a mı saldıracak” sorusunu getirmektedir.

1953 te ve 1979 da İran darbelerinin ardında olduğu kadar Türkiye de ise 27 mayıs 1960, 12 mart 1971, 12 eylül 1980, 28 şubat 1997 darbe ve muhtıralarının ardında ABD ve CIA vardır, öncesinde İran da uygulanan darbelerin benzerleri bir müddet sonra Türkiye de uygulanmıştır. İranlı generalin öldürülmesi br çok kişinin işine gelmiştir, İran da önümüzde ki günlerde Cumhurbaşkanlığına aday olacak ve kazanacak potansiyele sahip Süleymani nin öldürülmesi İran da ki mevcut iktidarın işine gelir, dünyaya hava atmak isteyen ve azledilme korkusu yaşayan Trump'un işine gelir, ekonomik kriz yaşayan Rusya lideri Putin'in işine gelir, kısaca bir ölüm den bir çok kişi nenmalanır. Esenkalın. ve iyi düşünün.

...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254