Cennet mekan ülkemizde bizim bir kısım entel dantel takımımız vardır bilirsiniz ülkemiz ile ilgili hiç bir şeyi beğenmeyen tiplerdir ve memleket ile ilgili bir şeyler beğendirmek deveye hendek atlatmaktan daha zordur, Oysa biz cennet ülkemizin her karışını sever gezdikçe anlamını daha iyi kavrarız.

 

Entel dantel takımıyla biraz sohbet etsek size Venedik'ten bahsetmeye başlarlar insanoğlunun inşa ettiği en romantik şehir diye bilgileri vererek ballandıra ballandıra anlatır   Venedik "La Dominante", "Serenissima", "Adriyatiğin Kraliçesi", "Sular Şehri", "Maskelerin Şehri", "Köprülerin Şehri", "The Floating City", ve "Kanallar Şehri" olarak tarif eder,

 

Ardından Paris'e geçer aşıklar şehri Hiç şüphesiz hepimizin kafasında Paris denince bir kaç resim belirir. Eiffel kulesi, Champs Elysées, Louvre gibi. Oysa ki Paris’e 3-4 günlük turların programları dışında gidip ona biraz vakit ayırdığınızda görürsünüz ki mağaza vitrinleri, birkaç bildik yapısı dışında başka bir Paris vardır. Gazetelerini, kitaplarını okuyan, gözlerinde entelektüel çoşkunun sönmeyecek ışığı bulunan insanlarıyla, kafeleriyle, saraylarıyla, sanatçılarıyla, uzun ve geniş caddeleriyle görülecek bir başka Paris vardır. Öyle bir şehirdir ki Paris, içine düştüğünüz anda sizi sarıp sarmalar, meraklandırır. Ancak onu tanımak, anlamak telaşsız uzun yürüyüşleri gerektirir. Aslında Paris insanı sadece sokaklarında da değil kafanızın içinde de yürütür. Galya halkından Parisiilerden oluşan Paris’in ilk ortaya çıktığı bölge olan adalar bölgesinde Conciergerie ve Adalet sarayının bulunduğu noktadan Saint Michel’e, Panthéon’a doğru yürüdüğünüzde aslında kafanızın içinde de yürürsünüz. Soufflot kim, Panthéon’da ne var yada Luxembourg parkındaki heykeller kime ait gibi. Sorular bitmez, yürünecek yollarda.

 

Bu tarz övgülere Avrupa'nın başka şehirlerini'de ekleyebiliriz oysa ben ısrarla kendi değerlerimize dönmek istiyorum Osmanlı başkenti ve Avrupa şehri ödüllü Yeşil Bursa'mızı anlatmaya gerek yok bunu zaten biliyorsunuz, Geçtiğimiz hafta Demokrasi Taban Hareketi toplantısı sebebiyle Samsun'a gitmiştik toplantı günü Samsun yağmurluydu ve toplantı bitimi ani bir kararla Amasya'ya gitme kararı aldık yaklaşık 2 yıl önce ne hikmetse rüyamda Şehzadeler şehri Amasya'ya gitmiştim oysa Amasya ile hiç ilgim olmamasına rağmen rüya'da görmek enteresandı ve 2 yıl sonra görmek nasip oldu 8 kişi iki araçla Amasya'ya geldik sağolsun bize Samsun'da yardımcı olup Otel tavsiye eden Eski okul müdürü dostumuz Şerafettin Taşova yardımcı oldu ve Amasya'ya gelir gelmez görüntüye hayran oldum Yeşilırmak adeta dans eder gibi kıvrılarak şehrin ortasından dans eder gibi geçiyordu bu görüntü beni mest etti.Pazar günü kahvaltı sonrası Amasya kahveciler odası başkanı Çetin Arslan, Demokrat parti il yöneticilerinden Rumi Köse ve Şerafettin Taşova bizleri yalnız bırakmayıp refakat ederek harika bir ev sahipliği yaptılar.

 

Strabon'a göre Amasya ismi, burada yaşamış olan bir Amazon kraliçesi olan Amasis'den gelmektedir. Bulunan Yunan ve Roma sikkelerinde görüldüğü üzere isim zamanla Αμάσεια, Amaseia, Amassia ve Amasia olarak değişmiş ve sonunda Türkler Amasya olarak adlandırmışlardır. Amasya'da bugüne kadar 19 farklı devletin yaşadığı söylenmektedir.

 

Osmanlı İmparatorluğu döneminde birçok padişah Amasya'da dünyaya gelmiş ve şehzadelik yapmıştır. Bu sebeple Amasya'nın Osmanlı tarihi açısından da önemi büyüktür. I. Mehmet, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim gibi padişahlar Amasya'da şehzadelik yapmışlardır. Özellikle 16. yüzyıla kadar olan dönemde birçok şehzade Amasyalı vali kızları ile evlenmiş, bunlardan çocuk sahibi olmuşlardır. Çelebi Mehmet'in eşi Kumru Hatun, II. Murat'ın eşi Yeni Hatun Amasya'lıdır. Aynı zamanda Osmanlı'da 'Köprülüler Dönemi' olarak adlandırılan, sadrazamların otoritesinin arttığı dönemde görev alan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, Köprülü Mehmed Paşa, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, Merzifonlu Çalık Hacı Ali Paşa gibi sadrazamlar Amasya sınırları içinde dünyaya gelip yetişmişlerdir. Divan Edebiyatı'nın ilk kadın şairlerinden olan Mihri Hatun da Amasyalıdır.

 

Milli Mücadelede Amasya

 

19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'da başlayan Kurtuluş Savaşı'nın (Milli Mücadele)'nin ilk adımı, 12 Haziran 1919 tarihinde Mustafa Kemal'in Amasya'ya gelmesiyle devam etmiştir.

 

Kurtuluş mücadelesinin planları hazırlanmış, Erzurum Kongresi ve Sivas kongresi'nin toplanmasına burada karar verilmiş, 22 Haziran 1919 tarihinde yayınlanan "Amasya Genelgesi" ile "Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır" denilerek Milli Mücadele burada fiiliyata geçirilmiştir. Bu itibarla, Amasya, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda da ilk önemli adımın atıldığı yer olmuştur.

 

 

 

FERHAT İLE ŞİRİN

 

 

 

Ferhat ile Şirin'i hepimiz biliriz lakin bu hüzünlü aşkın yaşandığı diyarın Amasya olduğunu herkes bilmez Şirin'e kavuşmak için dağları delerek su getirmeye çalışan Ferhat'ın çilesi içler acısıdır bu büyük aşka engel olmak isteyenler bir aracı gönderirler ve Ferhat taşla kaya ile uğraşırken gelen kadının ne uğraşıyorsun boşuna Şirin öldü bak sana helvasını getirdim demesiyle yıkılır Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. "Şirin yoksa dünyada yaşamak bana haramdır" der. Elindeki külüngü fırlatır havaya, külüng gelir başının üzerine bütün ağırlığıyla oturur. Ferhat'ın başı döner, dünyası yıkılmıştır zaten "ŞİRİN !" seslenişleri yankılanır kayalarda.

 

Ferhat'ın öldüğünü duyan Şirin, koşar kayalıklara bakar ki Ferhat cansız yatıyor. Atar kendini kayalıklardan aşağıya. Cansız vücudu uzanır Ferhat'ın yanına.

 

Su gelmiştir, akar bütün coşkusuyla, ama iki seven genç yoktur artık bu dünyada. İkisini de gömerler yan yana. Her mevsim iki mezarda da birer gül bitermiş, sevenlerin anısına, ama iki mezar arasında bir de kara çalı çıkarmış. iki sevgiliyi, iki gülü ayırmak için.

 

Amasya'da aşıklar müzesini gezmenizi görmenizi isterim bu güzide şehrimize hayran kalacağınızı garanti ederim son olarak Amasya Belediyesine bir öneri sonmak isterim şehri ikiye bölen ve dans eder gibi kıvrılarak gelen Yeşilırmak biraz masraf yapılarak ıslah edilse ve kiralık kayıklar konulsa gelen turistlere gezi yaptırılsa mükemmel olur diye düşünüyorum. Cennet ülkemizi sevmeyenin gözü kör olsun gözü kalanında gözü çıksın... Esenkalın.

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161