Ah be çocuklar!..

O kadar panik yapmaya gerek var mıydı?

Neden?

Şu rakibin adına takıldınız?

Neden?

O paniğiniz yüzünden!..

Belki de fark yapacağınız bir maçı üstelik son dakikada kurtarabildiniz.

Ya bir de!..

Maç boyunca “rakibinizi ayakta tutmaya” çalışan…

Kalecileri Volkan’ın büyük bir “küstahlıkla zaman geçirme oyunlarına” seyirci kalan…

Lüzumlu lüzumsuz akınlarınızı kesen…

Cüneyt Çakır!..

Zaten sırf o paniğiniz yüzünden!..

İkinci yarı tek kale oynadığınız halde.

Ancak son dakikada atabildiğiniz golü baş belamız “VAR”ın uyarısıyla iptal etseydi.

Hem bizi hem de kendinizi ne hale düşürürdünüz?

Hiç düşündünüz mü?

                                                         ***

Allah’tan Çakır nasıl olduysa…

Valbuena’nın “ayağını Badji’ye taktırarak” düşmesini VAR’a rağmen “sahtekarlık!“ olarak değerlendirdi de.

Maçı en azından “berabere bitirmemizi” sağladı.

Zaten maçın başında esame listesine göz attığımda dikkatimi çeken VAR hakemlerini arkadaşlarımla paylaştım.

Hüseyin Göçek ve Barış Şimşek adlarını okuyunca ne yalan söyleyeyim; başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

İkisinin de Bursa’ya karşı tutumlarını çok yakından takip eden biri olarak bu maçta da başımıza herhangi bir “bela açmamaları” için dua ettim.

Nitekim yanılmamışım.

Maç sonunda “zor da olsa” bir gol atınca gerçekten de bu ikili yine “yapacağını yaptı!”

Golde bir şey olmadığına göre, belli ki “Valbuena’nın düşmesine” takmışlardı!

Cüneyt Çakır’a golden önceki bu harekete “bir bakmasını” söylediler.

                                                         ***

Gelelim Cüneyt Çakır’a…

Maç boyunca gerçekten ligin dibindeki “Fener’i koruma” içgüdüsüyle maç yönetti.

Ancak!..

Bu “son dakikadaki VAR olayında” takındığı tavır biraz olsun yüreğimizi ısıttı!..

Çünkü!..

Fransız futbolcunun yere düşmesinden sonra maçı devam ettiren oydu.

Golü de o yüzden verdi.

Ama “VAR’a gitmesi” istenince işler biraz değişti.

O kutucuğun içinde pozisyonu izlerken, devamlı iki kolunu yana açarak VAR’dakilere bir şeyler anlatmaya çalışıyordu sanki…

Dahası!..

“Zan altında kalmamak” adına yan hakem Bahattin Duran’ı da yanına çağırarak; “bak ben haklıyım!..” gibi hareketler yapması dikkatlerden kaçmadı.

..Ve kesinlikle ikisinin ortak kararıyla, Valbuena’nın “sahtekarlık yaptığı” anlaşıldı.

Böylece Bursa’nın golü “geçerli” sayıldı.

                                                            ***

Tekrar “paniklemeye” dönmemiz gerekirse…

Evet!..

Özellikle ikinci yarı Fener’in yarı sahasına postu serdik.

Ama “panik” denilen olgu, öyle anlar oldu ki, takıma sadece zarar verdi!..

“Golü bir an önce atma” heyecanı da buna eklenince, neredeyse her topu bir ara onların ayağına teslim ettik.

Allah’tan Fener’in “piyango” gibi ayaklarına gelen topu kullanacak mecalleri yoktu da…

Bu “aşırı paniğimiz” bile onların işine yaramadı!..

Oysa!..

Bu maçta hatasız oynamak için.

“Sabırlı” ve “ne yaptığını bilen” bir oyunu tercih etmemiz gerekirdi.

Onu bir becerebilseydik.

Sayısını unuttuğumuz kaçırılan topları birer birer Volkan’ın kalesine sokar.

Fener’i de unutamayacakları “bol gollü bir yenilgiyle” İstanbul’a postalardık.

                                                           ***

Biz iyi bir takımız.

O nedenle ne olur biraz sakin olalım!...

..Ki özellikle Bursa’ya gelenler “önlerini iliklemeleri gerektiğini” unutmasınlar!..   

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246