Bu haber kez okundu.

Küçük sorumluluklar çocukta özgüveni geliştiriyor
Psikolog Fulya Özbilen, "Çocuklarınızı mümkün olduğunca sosyal ortamlara getirmeli ve diğer çocuklarla iş birliği içinde çalışmasını sağlamanız ve ev içinde küçük sorumluluklar vermeniz özgüvenlerini çok geliştiriyor” dedi.
Erkan Koleji’nin çözüm ortağı Yaprak Psikiyatrik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiği seminerlerin bu haftaki konusu “Anaokuluna Başlama ve Uyum Dönemi” oldu.
Psikolog Fulya Özbilen’in konuşmacı olarak katıldığı seminerde, “3-6 yaş arası gelişim dönemi özellikleri, anne-baba tutumları ve okula uyum sorunları” konularında veliler bilgilendirildi. Seminerde, anne ve babaların, çocukları ile ilgili bir sorunla karşılaştıklarında nasıl bir tutum sergilemeleri gerektiği örneklerle anlatıldı.
Bu dönemde sınıflandırma becerisi kazanıyorlar
Psikolog Fulya Özbilen, 3-6 yaş arasında gelişimi 4 gruba ayırdıklarını ve bunların; bilişsel gelişim, bedensel gelişim, duygusal ve sosyal gelişim ile dil gelişimi olarak sıralandığını belirtti. 3-6 yaş arası çocukların yapmaları gereken bazı beceriler olduğunu ve ailelerin bu becerileri yapamadıklarında çocuklarını kliniğe getirdiğini ifade eden Özbilen, “Bu yaştaki çocuklar artık yavaş yavaş sınıflandırma becerisini kazanıyorlar. Hangisinin meyve hangisinin sebze olduğunu veya renkleri ayırt edebiliyorlar. Yaşlarına uygun yapbozları yapabilme becerisine erişebilmiş oluyorlar” dedi.
Beyin gelişimi 3 yaşından sonra yavaşlıyor
Çocukların 0-3 yaş arasında beyin gelişiminin çok hızlı olduğunu vurgulayan Psikolog Fulya Özbilen, “3 yaşından sonra beyin gelişimi biraz yavaşlamaya başlıyor ve ergenlik dönemine gelindiğinde yeniden şekillenmeye başlıyor. 3 yaşından ergenlik dönemine kadar olan sürede çocuklarınızın eğer ki psikiyatrik bir rahatsızlığı olduğundan şüpheleniyorsanız bunun kalıcı olduğunu düşünmeyin. Çünkü beyin, ergenlik döneminde yeniden yapılandığında o rahatsız olduğunuz konuların çoğunu atabiliyor. O yüzden bu dönemde ona nasıl davrandığınız çok önemli” diye konuştu.
Özgüvenlerinin gelişmesine yardımcı olun
Ailelere bazı önerilerde de bulunan Özbilen, şöyle devam etti:
“Çocuğunuzun kendi başına yemek yemesine dökse bile izin verin, çünkü bir şeyleri kendi başına yapabildiği zaman özgüvenleri ciddi anlamda gelişiyor. ‘Kendi başına yapabildiği her davranış için küçük ödüllendirmelerde bulunun’ diyoruz. Ama bu ödüllendirme işini aileler bazen yanlış yorumluyorlar. Ödüllendirme maddi olmak zorunda değil, ona ‘aferin’ demeniz veya o gün sevdiği yemeği yapmanız bile onun için bir ödül sayılıyor.”
Küçük sorumluluklar verin
Duygusal ve sosyal gelişimin en çok önemsedikleri konuların başında geldiğini vurgulayan Özbilen, bu dönemde çocukların yeni insanlarla tanıştığını, yavaş yavaş anne-babadan ayrılmaya başladığını ifade etti. Bu dönemde çocukların duygularını anne-babalarıyla paylaşmasının da çok önemli olduğunu kaydeden Özbilen, “Genellikle aileler çocukları ile duygularını paylaşmadıkları için çocuklardan da böyle bir şey beklememiz çok mantıklı değil. Çocuğunuzun gününün nasıl geçtiğini öğrenmeniz için bazen öncelikle sizin kendi gününüzü anlatmanız ve bazı olaylarda neler hissettiğinizi söylemeniz gerekiyor. Çünkü bu dönemde sizi model alıyorlar. O yüzden siz nasıl davranıyorsanız onlar da size ve arkadaşlarına o şekilde davranmaya devam ediyorlar. Çocuklarınızı mümkün olduğunca sosyal ortamlara getirmeli ve diğer çocuklarla iş birliği içinde çalışmasını sağlamanız ve ev içinde küçük sorumluluklar vermeniz özgüvenlerini çok geliştiriyor” ifadelerini kullandı.
Dil gelişiminden de bahseden Psikolog Fulya Özbilen, çocukların bu dönemde kendi kendilerine konuşabildiğini ve hayali arkadaşlarının olabildiğini belirterek, “Bu konuda endişelenmenize gerek yok. Bu yaş dönemi için oldukça normaldir. Size çok soru sorabilirler. Sorularınızın cevaplarını onun anlayabileceği düzeye indirmenizde fayda var” dedi.
Her şeyde iyi olmak zorunda değiller
Ailelerin tutumlarından da bahseden Özbilen, sözlerini şu sözlerle tamamladı:
“Çocuğumuz her şeyin en iyisini yapsın, aynı anda hem okula gitsin, okuldan çıksın bale kursuna, oradan basketbola geçsin gibi çocukları koştur koştur bir yerlere götürebiliyoruz ama onlara kaldırabileceğinden fazla yük yüklemememiz gerekiyor. Her şeyde iyi olmak zorunda değiller. Her şey sizin istediğiniz doğrultuda olmak zorunda değil. Mükemmeliyetçi aileler, çocukları kendi istediklerini yaptığı zaman sevgilerini gösteriyorlar ama bunun farkında bile değiller. Çocukların sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyi yaptığında da sevilmeye ihtiyaçları var. Bunu atlamamak gerekir. Aşırı koruyucu anne-baba tutumuna anaokulu döneminde çok fazla rastlıyoruz. Çocuk anne-babadan ayrılamıyor, bazen anne-baba da çocuktan ayrılamıyor. Özellikle ilk hafta gelip okulda bekleyin, ona yanında olduğunuzu hissettirin. Onu bırakıp kaçmamaya özen gösterin, gittiğinizi görsün. Geri geleceğinizi anlasın. Çocukları olumsuz etkileyen bir başka tutum ise anne-babanın tutarsızlığı. Çocuğun isteğine önce ‘evet’ deyip, bir gün sonra ‘hayır’ demek onun kafasında bir karmaşa yaratıyor. Bu konuda daha dikkatli olunmalı.”
Seminer, soru-cevap bölümü ile sona erdi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.