Kabul etmeliyiz ki, acımasız şehirler inşa ettik. Bunu sadece Türkiye için sarf ettiğim bir cümle olarak değerlendirmeyin. Hepimizin birlikte yaşadığı küre içerisinde, yokluk içinde bolluk ile yaşayan şehirler inşa ettik. Evet, yanlış okumadınız. Yokluk içinde bolluk ile yaşayan şehirler…

Beton binalar dikmek adına, doğayı yok ettik. Öyle ki, kalabalık şehirlerde sokak hayvanı olarak adlandırdığımız hayatını gasp ettiğimiz canlılar türettik. Yaban hayatı evcilleştirmek adına evimize doğal olmayan besinler almaya başladık. Tabiatta kaç milyon bitki türünü tükettiğimizi tahmin bile edemiyorum. Lakin binlerce hayvan neslini tükettik. Üreten değil, tüketen kentler meydana getirdik. Astım, bronşit ile başlayan verem ile devam eden hastalıklar yerine aylarca tedavi edemediğimiz virüs gribal enfeksiyonlardan kanser ve daha üstü hastalıklara giden bir sağlıksız yaşam inşa ettik.

Bugün en ufak nüfusa sahip şehirlerde bile dilenciler, uyuşturucu satıcıları, fuhuş, sağlıksız yaşam alanları, sahipsiz hayvanlar ve sokak insanları ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Suç, suç örgütüne dönüşürken terörizm küresel terör haline geldi. Öyle acımasız şehirler inşa ettik ki, ruhları ve doğallıkları yok!

İster Vatikan, ister Mekke, ister Tel Aviv ister İstanbul ya da Bursa… Gönlünüz nereyi istiyorsa gözünüzü o yöne çevirin. Gördüğünüz şeyler sırasıyla israf ve inanç olacaktır. Ve aynı israf ve inanç ile birlikte aynı havayı soluyan yüzlerce belki de binlerce yoksul, sahipsiz hayvan, evsiz insan ile yüz yüze geleceksiniz. Bugün kabul etmiyor olsak bile, bu şehirlerin doğasını daha fazla kazanabilmek arzusu ile yananlar için hep birlikte katlettik.

Yüksek eğitim ile yetiştirdiğimiz çocuklara sevgi ve merhamet yüklemedik. Yaşlı bakım evlerine attığımız anne babalar ötesinde yetiştirme yurtlarına terk ettiğimiz hayatlar ile inşa ettik acımasız şehirleri. Fikirsiz bir nesil, acımasız bir yaşam inşa ettik. Su'ya muhtaç, temiz havaya muhtaç kentler inşa ettik. Güneş yerine güneş enerjisi ile aydınlanmayı tercih ettik. Ve elbette elektrik ile modernize ettiğimiz hayatı elektriksiz yaşanmaz olduğunda fark ettik. Değerli olan ne varsa yok ettik. Değerlerimizi terk ettik. Acımasız insanların yaşadığı merhametsiz şehirler inşa ettik.

Şimdi ister Müslüman, ister Musevi veyahut Hristiyan ya da dinsiz olun. Artık hiçbir şey fark etmiyor. Çünkü içinde hepimizin birlikte yaşadığı bu merhametsiz ve acımasız şehirleri doğa ıslah etmeye hazırlanıyor. Kimi şehir tsunami ile kimisi sel ve deprem ile yok olmaya doğru sürükleniyor. Kısacası, tıpkı bizim gibi doğa da acımasızca bizim ondan aldıklarımızı geri almak için zaman kolluyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246