11 Nisan 2011, Pazartesi…

Bir bahar günü olmasına rağmen soğuk ve kapalıydı hava.

Ertesi gün sınavım vardı; yarı çalışılmış, yarı çalışılmamış…

Bir işyerine, çalışma talebiyle ilk kez giriyordum.

‘Ciddi’ giyinmem gerektiği düşüncesiyle gömlek ve ceketin altına -işi biraz hafifletmek için- keten pantolon giymiş; ama en üste dizlerimden aşağı uzanan siyah kabanımı da geçirmeyi ihmal etmeyerek işi iyice uyumsuzlaştırmıştım.

İş yeriyle önceden haberleşmiştik.

Oradaki insanları ilk günümde karıştırmamak için, daha önceden internette fotoğraflarını arayarak yüzlerini ezberlemeye çalıştım.

Binaya girdiğimde iş yerinin yöneticisine telefon açıldı.

İnternette gördüğüm yüz aşağı inerek beni karşıladı: “Senin başvuru yazı işleri için miydi?”

Bir an gerildim!

‘Yazı işleri’ tam olarak ne demekti?!

İstediğim şeyi çok iyi biliyordum; ama acaba adı ‘yazı işleri’ miydi?..

“E…evet!” diyebildim.

Hızla yukarı çıkarıldım ve aklımda şekillenen yaşlı, ciddi ve asık suratlı bir ‘müdür’ imajının tam tersi bir yazı işleri müdürüyle tanıştırıldım.

Neden bu işle ilgilendiğimi ve ne yapmak istediğimi anlattım ciddi ve çok bilmişçe.

Kendim için çok büyük, ama oradaki herkes için çok küçüktüm.

Yazı işleri müdürü de ne yapabileceğimi ve yapacağım şeyin kendileri için neden önemli olduğunu izah etti neşe ve enerjiyle.

Anlaştık, ama sınav dönemim olduğunu öğrenince 1 hafta sonra gelmemi istedi.

Benim için sorun olmadığını ve hemen başlayabileceğimi söyledim yine ciddi ve çok bilmişçe.

Israr etti, 1 hafta sonra gelmemi söyledi.

Çıkarken ‘kıyafet yönetmeliğini’ sorduğumda gösterdiği gülümseme, şimdi hepinizin bildiği o ciddiyet ve bilmişliğimi, acemilik ve mutluluğa dönüştürmüştü…

Bir daha da ne keten pantolon, ne kaban giydim.

 

***

 

18 Nisan 2011, Pazartesi…

Anlaştığımız saatte oradaydım.

Demirtaşpaşa’daki o ahşap bina…

Müdürümün “Seni Splinter Usta’mızla tanıştıracağım. Onunla çalışacaksınız” şeklindeki görev tebliğinin ardından gelen uzun bir bekleyiş sonunda, yine tahminimin aksine bir kadın üstatla tanıştırıldım.

Önce anlatmaya başladı…

Söylediği her şeyi halen hatırlıyorum. Akıl sağlığım yerinde oldukça unutacağımı da sanmıyorum.

Daha sonra da beni dinledi.

Beni sevmiş olacak ki, Ninja kaplumbağası olmamı ilk günden kabullendi.

Daha o gün, esas muhabirimizi ve stajyeri olan beni bir habere gönderdi.

Gittiğimiz toplantı salonuna vali girdiğinde herkes ayağa kalktı.

Ben de kalkmaya çalıştım. “Koskoca vali gelmiş; madem herkes kalkıyor…”

Esas muhabirimiz kolumdan tutup, “Dur!, gazeteci ayağa kalkmaz; gazeteci alkışlamaz” diyerek kalkmama izin vermeden beni aşağı oturttu.

Kendimce gazeteciliğin en önemli ilkelerinden birini daha öğrendim o ilk gün.

Haberi de yazdım.

Manşet oldu.

Yazdığım haberi çok beğenen üstadım, sonrasında da aylarca her gün anlattı, her gün öğretti…

 

***

 

O gün heyecanla girdiğim kapının içerisinde, birçok farklı görev yaptım öğrendiklerimle.

Bugün 13 Kasım 2015 Cuma ve Bursa Haber 70. yayın dönemini kutluyor.

Naçizane, emek verdiğim kurumun 70. yılıyla övünüyorum.

70 yıllık bir çınarın son 5 yılına hâkim olmakla övünmek, belki çok gerçekçi görünmeyebilir.

Ama gazetecilikte, aynı kurumda uzun süre çalışmak çok görülmüş bir şey değildir.

O ilk gün tanıştığım, çalıştığım, kendilerinden bir şeyler öğrendiğim, bana emek veren, ablalık, abilik yapan ve de kahrımı çeken herkes bugün farklı yerlerde.

İkinci gün oturduğum masanın telefonunu arayıp, “Gel de bir tanışalım” diyerek beni yukarı davet eden patronumuz Cüneyt Dizdar’ın önderliğinde, o günlerden yadigar birçok arkadaşım da halen burada.

5 yıl önceki büyüklerimle uzandığım sancağı, kahrımı çeken yeni arkadaşlarım İbrahim ve Sedat’ın yanı sıra, ciddi ve çok bilmiş hallerime sabırla tahammül eden Tayfun Abi ve güler yüzünü bizden asla esirgemeyen Erol Abi ile birlikte tutuyoruz bugün.

Sabırla, inançla ve güvenle…

Kutlu olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246