Siyasetin yeni gündemi belli oldu. 40 + 1 formülü. Formül sahibi Bursalı bir siyasetçi. Eski bakanlardan Faruk Çelik.

Peki, nasıl olacak bu iş?

Şimdi, yerel bir TV kanalına katılan Faruk Çelik, ittifaklar ve yeni seçim sistemi ile ilgili kendisine yöneltilen soruya cevap verirken, yüzde 50+ 1 ile seçim kazanmanın çok güç olduğunu ifade ediyor ve hemen kendince yeni bir formül öneriyor; 40 + 1.

Nasıl olacak bu 40’lık formül. Hani, 41 kerre maşallah dedirtecek ne vardı da gündeme pat diye böyle bir teklif çıktı?

Şimdi, siyasetçilerimiz, iş insanlarımız, esnafımız, ticaret erbabımız, okur yazarımız, cahillerimiz hep beraber toplandık, bu işin aslına astarını araştırırken diğer yandan da matematik hesabı yapıyoruz. Öyle ya, ülkemizde bir Cumhur ittifakı birde buna karşı kurulan Millet ittifakı var. Şimdi, seçim kanununu değiştirdik diyelim. 40+ 1 ile seçim kazanıldığını varsayalım. Bu iki ittifakta 40’ı geçiyor. Hatta, 50’ye merdiven dayadı muhalefetin ittifakı.

40’ı geçen seçimi kazanacağına göre, biz sandıktan çıkacak iki tane mi Cumhurreisi ile yönetileceğiz. Bir başka deyimle, ittifakların 40’ı geçmesi zaten normal. Bu konu, sandıklarda birkaç denindi. Oldu, bitti. Kurdelesi kesildi. Alkışı aldı. İşin özü atkı alan Üsküdar’ı geçti.

Sonrasında, Faruk Çelik geri adım attı. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamasında bu ifadenin kendi düşüncesi ve kendisinin fikri olduğunu söyledi.

Peki, bu ifade medyada yayılınca neler oldu?

Bir kere ok yaydan çıktı. Merminin tetiği çekilmiş oldu. Topun fünyesi patladı.

Ankara’da konuşulanları anlatalım. Biraz kulak kabartalım. Yabancı basın, Türkiye ile ilgili olarak belki de karalama kampanyası ile Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha seçilmeme tehlikesi görüp, eski bakanına böyle bir açıklama yaptırdığı anlamına gelen yorumlar ve haberler yazılmış. Bu durum, AK Parti aleyhine bir söylem.

Yani, bizim de çok sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz Faruk Çelik abimiz, seçim sistemi ile ilgili olarak galiba büyük bir gaf yaptı. Şimdi, olayı nasıl çevireceğinin hesabını yapıyor. Çünkü, kendi partisinden de büyük tepki görüyor. Açıklamalara baktığımızda, başta TBMM başkanı, parti sözcüleri, milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı kaynakları hep, seçim sisteminin yüzde 50 + 1 sonuçlarına göre düzenlendiğini, dünyada ise 40 + 1’lik bir örnek olmadığını söylüyorlar.

Ülke muhalefeti de Faruk Çelik’in 41 kerre maşallah teklifi üzerine eline sazı çalıp tellerine vurmaya ve kendince türkü söylemeye başladı. Bana göre yerden göğe kadar haklılar. Durduk yerde böyle bir açıklama yapmanın, gündem değiştirmekten öteye, gitmeyen, siyasette ise hem iktidar hem de muhalefette karşılık bulmayan bir söylem olarak birkaç tartışıldıktan sonra kenara atılacağı besbelli zaten.

Siyasette tecrübe sahibi olanlar ise olaya çok farklı bakıyorlar.

En fazla ilgi çeken bakış açısı ise gündemde kalma, isminin hatırlanması ve “ben buradayım” mesajı verilmesine yönelik bir atakmış gibi hissedilmesi.

Senelerin siyasetçisi olup, her seçimde milletvekili adayı olup, listenin kritik noktasına ismi yazılan, kendisinden bir önceki sıradaki vekil seçilmesine rağmen kendisine milletvekilliği bir türlü nasip olmayan, şu anda da dağ, bayır, dere- tepe düz gezip gönül eğlendiren bir siyasetçi ağabeyim, 41 kerre maşallah ismini taktığı bu söylemle ilgili olarak, “siyasette yeni hareketlenmeler başladı. AK Parti içinden iki tane yeni parti çıkacak. Doğruyolcular ve Anavatanlılarda birleşip yeni bir parti kuracaklar. Ki, Çoban Ateşi diye sende yazdın bu konuyu. Demek ki, eski siyasetçiler, kendilerinin hatırlanması adına bir gündem yaratmak isteyebilir. Bu durumda, eski bakan da bana göre en iyisini yaptı ve hedefi tam 12’den vuran, seçim sistemi ile ilgili böyle bir açıklama yaptı. Görünüşe bakıldığında 3-5 gündür hep aynı konu var siyasetin gündeminde. Kabul edenler var, etmeyenler var. Zaten kabul edilmeyeceği fakat ilgi çekeceği belli olan bir konu….” Dedi.

Tabi, politikada, görüşler, söylemler, fikirler çok çabuk değişiyor. Eskiden, siyasi partilerin söylemleri belli idi. Liderlerin nerede ne konuşacaklarını az çok biz hatırlıyorduk. Mesela, Bursa’ya gelen bir siyasi parti genel başkanının açık hava toplantısında, Bursa ile ilgili olarak vereceği müjdeleri o konuşmadan gazeteye haber olarak yazabilen ender basın mensuplarından birisiyim.

Bursa’nın ilk akşam gazetesi olan ve 1990 yılında yayınladığımız, ömrü ise 2 yıl süren Ekspres Gazetesi’nde Anavatan Partisi lideri, dönemin başbakanı Turgut Özal’ın açık hava mitingi başlamadan önce biz gazeteyi hazırlayıp, söyleyeceklerini söylemiş gibi gazeteyi basmış ve miting alanında gazeteyi satışa sunmuştuk.

Şimdi, siyasette, kimin ne zaman nerede ne konuşulacağı sorulsa, cevabım, “ben bilmem, merkez bilir” oluyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246