Bugün 21 Mayıs.

..Ve benim her 21 Mayıs günü geldiğinde içim bir tuhaf olur.

O gün benim “hayallerimin bittiği” gündür.

O gün benim “acılarımın katlandığı” gündür.

Siz olsanız ne yaparsınız?

Düşünsenize!..

Bundan 56 yıl önce…

Edirne’de erkek lisesi’nin orta kısmını bitirmişsiniz.

..Ve nedense içinizdeki, “asker olma” güdüsü giderek kabarmaktadır.

Ailenizi ikna edersiniz ve “Ben askeri lisede okumak istiyorum!..” dersiniz.

Anneniz karşı çıkar, ama babanız bu isteğe sıcak bakar.

***

Türkiye’de o günlerde 3 yerde askeri lise vardır.

İstanbul’da Kuleli, Bursa’da Işıklar, Erzincan’da da kendi adını taşıyan askeri liseler…

En iyisi Bursa’ya gitmektir.

Çünkü orada amcam vardır.

Ne de olsa “baba yarısıdır; gurbet sıkıntısı” çekmem.

Sınavlara girersiniz; ve şu anda hala kartal yuvasını andıran o tarihi binada kendinizi bulursunuz.

Ama insan da biraz da şans olmalıdır.

Burada iki yıl okuduktan sonra okul kapatılır.

Kuralar çekilir!..

Bana da Edirne’nin dibindeki Kuleli dururken, trenle 3 gün 2 gece uzaklıktaki Erzincan Askeri Lisesi düşer.

..Ve lise öğrenimi bu okulda tamamlanır.

***

Artık ben de “çakı gibi” bir Kara harp okulu öğrencisiyimdir.

Apoletinin üzerinde 1278 yazan, iki yıl sonra teğmenlik mertebesine ulaşacak, gözlerinden ateş fışkıran bir öğrenci…

..Ve bu öğrenciyle birlikte tam 1459 arkadaşının “asker olma” hayallerinin sona erdiği 21 Mayıs 1963 günü…

***

Bir gece önce yataklarından apar topar kaldırılan…

Nereye gittiklerini bile bilmeden Ankara’nın belli noktalarında konuşlandırılan…

Kendilerine “aldatıldıkları” söylenip, bir de tepelerinden ateş ederek geçen F- 104 uçaklarını görünce akılları başlarına gelen.

Ancak!..

Okullarına dönmek isteyince de o tarihi binanın kapısında eli silahlı arkadaşlarınca içeriye sokulmayan…

1459 Harbiyeli…

***

Ben onlardan biraz daha şanssızdım.

Önce !..

Okula alınmayıp koruluktan geri dönerken çok sevdiğim sıra ve silah arkadaşım Adapazarlı Selçuk Gürsel’in vurulduğunu öğrendim.

Bu arkadaşımın sanki öleceği “içine doğmuş” gibi önceden imzalayarak verdiği İngilizce lügatı hala büyük bir hazine olarak saklıyorum.

İkincisi!..

Görevlendirildiğim Meclis’ten bizi teslim alan bir yüzbaşının beni ve 12 arkadaşımı Harp Okulu yerine Etimesgut’taki Zırhlı Tugay’a teslim etmesini…

Burada kaldığımız 12 gün süresince de adli subaylarından yediğimiz dayakları kolay kolay unutamıyorum.

***

Tek tesellimiz!..

Bu girişimden haberi olmayan, hastanedeki arkadaşlarımız da dahil, hepimizi okuldan atan zamanın başbakanı İsmet İnönü’nün, daha sonra bize üniversite olanağı sağlaması oldu.

Kendisine elbette teşekkür borçluyuz.

Ancak!, yine de özellikle 21 Mayıs’larda o “askerlik ateşimizin” hala düşmediğini görmek, içimizi bir kat daha acıtıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161