-Ne oldu Berkecan; daldın yine bi yerlere .Gerçi her bayramda böyle oluyorsun da…

-Nasıl dalmayayım ki hayatım. Bayramın bayramlığı mı kaldı artık. Hatırlasana böylemiydi bizim zamanımızda ki bayramlar.

-Valla öyle; ne eğlenirdik ama.

-Eğlenmekte laf mı kopardık kopardık. Hele Yaz aylarına denk geldi mi tadından yenmezdi. Dokuz gün bile tatil olduğu olurdu. Düşünsene dokuz koca gün. Bazen bizimkiler yıllık izinleri ile birleştirirlerdi en az on beş gün kafa tatili yapardık. Doğru tatil yörelerine akardık ailece. Memlekete gitmeymiş, el öpmeymiş, babaanne büyükbaba, anneanne, dayı, teyze vs. ziyaretiymiş hiiiç işimiz olmazdı, bayram demek tatil demekti, eğlence demekti, manita demekti.

-Manita mı demekti?

-Yahu hemen alıngana bağlama. Gençtik o zamanlar hem ben o sırık Kayrayı da henüz unutmadım. Hani sana asılan.

-Ay ilahi Berkecan körpecik kızdım ben o zamanlar ayol. Allah için çokta güzeldim. Haliyle peşimde bir sürü delikanlı vardı.

-Ama ne delikanlı. Herifçi oğlu burada işsiz kalınca kapağı Amerika’ya attı da yırttı. Onunla evlenseydin görürdün gününü.

-Ne yapsın çocuk; uçak mühendislerine iş mi vardı o zamanlar.

-Neyse bu konu hala geriyor beni. Dinle bak dinle neler geldi aklıma eski bayramlar deyince. Biz her bayram Kuşadası senin Alanya benim gezerken annemle babam biraz takıntı yaparlardı ama sonuçta her bayram bi yerlere giderdik. Bir yanda kum deniz diğer yanda mucuk mucuk el öpme vaziyetleri. Hiiç işimiz olmazdı. Kal gelirdi insana. Tatil bu boru mu? Gecelere akardık yazlıklarda bir görecektin bizi. Hey gidi günler hey.

-Biz de her yıl bayram tatili gelse de bir yerlere kaçsak diye babamın gözünün içine bakardık. Sahil de şezlongların üstünde millet birbiri ile bayramlaşırdı da pek komik gelirdi bana çok eğlenirdim. Ama dedemlere mesaj atmayı hiç ihmal etmezdik. Ne de olsa örf ve ananemize sadıktık o zamanlar.

-Rahmetli babam anlatırdı dedemlerin zamanında  bayram yerleri varmış. Oralarda takılırmış garipler. Karıncalı at mı, karınca karacınca mı ne dönen bi şey varmış ona binip dönerlermiş. Eh eski kafa işte ufukları o kadarmış dönmeyi eğlence sanıyorlarmış eee tabi şimdi ki gibi sanal persfektif gözlükleri yok tabii n’apsın garipler.

Ha bide dönme dolap varmış. Gerçi ben hiçbir zaman anlamadım bu işi de babam resmini gösterdiydi. Kocaman bir çarka koltuklar monte etmişler insanlar bunlara oturup çark ile hareket edip kendi yarı çaplarında dönüp duruyorlarmış. Eğlence algılarına bak amcamların.

-Dinle dinle benim de şimdi aklıma geldi bu çok daha matrak. Büyükbabam o dolabın içinde resim çektirmiş vaktiyle bizim aile albümünde görmüştüm.

-Albüm?

-Aaa hatırlasana canım, hani eskiden fotoğraf çekmek için makinalar varmış da o makinalardan alınan çıktılar klasör gibi bir şey de toplanıyormuş. O klasörün adı işte albüm.

-Çıkaramadım da boş ver sen devam et.

-Ha işte orda görmüştüm; çarpışan arabalar diye bi şey varmış. Elektrikli mi akülü mü bilmem onlara binip çarpışıyorlar sonrada gülüyorlarmış. Düşünsene şekerim, iki araba çarpışıyor adamlar keyifleniyor. Gülme be adam gülme valla doğru, büyükbabamın resmi var diyorum; bak hala gülüyo ne sinirsin be Berkecan.

-Gülerim tabi. Ne o öyle Şarlo filmlerinde ki gibi.

-Şarlo kim be ya?

-Ooo bin yıl öncesinin sinema karakteri işte. Boş ver. Sen bu bayram yeri konusunda başka neler biliyorsun onları anlat. Ben de Koraycan amcamdan bir şeyler hatırlıyorum ama çok flu.

- Ne biliiim alanlar filan varmış herhalde o zamanlar. Oralarda oluyormuş galiba bu bu bayram yerleri. Gerçi parklar filan da varmış diyordu annem ama bilmem ben hiç görmedim. Ağaçlıklar varmış düşünsene bir sürü ağaç bi arada. Hani ormanlar filan var ya belgesellerde onlar gibi. Hayvanlar bile yaşarmış o zamanlar şehirde; kediler varmış köpekler varmış. Hatırlıyorum çocukken bende sevdiydim birini. Tabii o zamanlar böyle yüz kırk sekiz katlı binalar felan yok insanlar en fazla yirmi katlı binalarda oturuyorlarmış. Dedemin köyde ki evi kaç katlıydı acaba? Köy yeri olduğuna göre olsa olsa en fazla yirmi katlı filandı herhalde.

-Bak bu köy lafını ben de çok duydum çocukluğumda. Hiç görmedim ama hatırladığım kadarı ile içinde inekler, koyunlar filan olan bir yerleşim yeriymiş gibi kalmış aklımda. Çiftçilik yapılırmış buğday, hıyar, domates vs ekilirmiş.

- Aaa ekilir miymiş onlar? Ben bunu bilmiyordum işte. Okulda bile öğretmemişlerdi mühümsememişlerdi herhalde.

-Bak bunu bilirsin ama. Okulda tarih hocamız anlatırdı şimdi yediğimiz her şey bir zamanlar bu ülkede de yetişirmiş. Tarım mı ne dediydi, öyle bir şey varmış. Yine bir bayram tatiline giderken yolda mola vermişti babam. Orada tuhaf tuhaf sesler çıkartan bir yaratık vardı. Tavuk mu lavuk mu ne. O zamanlar o yumurtluyormuş yumurtaları. Sahi be hayatım şimdi kim yumurtluyor yumurtaları. Her sabah yiyoruz da o hayvanlardan hiç yok ortalıkta. Bak çok merak ettim şimdi iyi mi?

-Ne bileyim Her şey pakette geliyor artık. Paketlerin üzerinde resim varsa ne ala yoksa öldürallah kimse bilmiyor ne yediğini.

-Bak lafa daldık; Çocukları unuttuk. Tuanasu söz verdiydi bu bayram mutlaka geleceklerdi de el öpme nostaljisi yapacaktık torunlar için. Hatta ben prova bile yaptım nasıl el öpüleceği konusunda. Artık ne kadarını hatırlıyorsam o kadarı ile tabii. Ne de olsa gelenek dimi ya.

-Peki çocuklar gelsin de bayram yapalım derken kös kös oturma provası da yaptın mı hayatım?

-Yoo. Niye ki?

-Bak kızla oğlan mesaj atmışlar.

-Öylemi hadi okusana.

-MUCK 1.MUCK 2

-O ne be. Adam gibi okusana şu mesajları.

-Bu kadar işte. Al sen bak. 1 kız, 2 oğlan

-Ah Berkecaaan nasılda örflerine geleneklerine bağlıdır benim yavrularım görüyor musun. Bak nasıl kutlamışlar bayramımızı. Çok güzel yetiştirdik onları güzel.

-Kalk Pelinsu kalk gidiyoruz.

-Aaa bayram günü nereye ayol.

-Mezarlığa; bizimkilerin ruhlarına Fatiha okumaya.

Şimdilik 2018 deyiz; henüz vakit varken, İyi bayramlar sevgili okurlarım

bayramlaşamadıklarınızın ruhları şad  olsun….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246